Sponsor Linkler -   www.datatracedna.com.tr     www.datadotdna.com.tr   www.mettekstil.com

Sahtecilikle Mücadele ve Teknolojileri Yazıları

 

 

Ana Sayfa

 

 

 

Diğer Yazılar:

 

[ Ambalaj Teknolojileri ]  --   [ Ürün Kodlama ]    --   [ Operasyon Kontrolü ]

             


 

 

24 Kasım 2006

Kumarhanelerde sahteciliğe karşı yeni uygulama

Kumarhanelerde para yerine kullanılan plastik çiplerdeki sahteciliğe karşı VendingData (ABD) firması ve DataTraceDNA Pty Ltd işbirliği yaptılar.

 

Bilindiği gibi kumarhanelerde para yerine plastik çipler kullanılıyor. Bu çipler 1, 5 ,10 ,50,100 dolar hatta 500 dolar yerine dahi geçebiliyor ve değişik renk ve desenlerde üretiliyor. Para yerine çip kullanılması sahte banknot kullanımının önüne geçiyor ve müşterilerin daha rahat para harcamasını sağlıyor ( sanki çay fişi verir gibi çipler kullanılıyor ve insan bazen onların ne kadar büyük paralar yerine geçtiğini unutabiliyor). Yalnız bir problem bu çiplerin sahtesinin çok kolaylıkla üretilebilmesi. Diğer bir deyişle çip kullanımı sahte banknotun kumarhanelerde kullanımını zorlaştırıyor ancak sahte çip üretimiyle başka bir sahteciliğin önünü açıyor.

 

Kumarhane oyun sektörüne yönelik çözümler sunan Amerikan VendingData firması bu problemin önüne geçmek için "Dolphin RFID casino chips®" markası altında yeni bir ürün piyasaya sundu. Bu üründe çipler bünyelerinde RFID bulunduruyor ve bu sayede kontrol ediliyorlar. Ancak tam bir güvenlik için bu kadarının yeterli olmadığını düşünen VendingData yetkilileri ürün kodlama teknolojilerinin en üst seviyesinde çözümler sunan DataTraceDNA Pty Ltd firmasına başvurdular ve çiplerinin yapısına DataTraceDNA® moleküler kodlama teknolojisini entegre ederek tam bir güvenlik sağladılar. DataTraceDNA kod taşıyıcı partikelleri çiplerin üretimi sırasında yapılarına ayrılmaz bir biçimde entegre ediliyor ve istendiğinde özel okuyucu cihaz ile söz konusu çipin orijinal mi yoksa sahte mi olduğu anında ve tam bir güvenle tespit edilebiliyor.

 

Bu sayede çip üzerindeki RFID vericisi tahrip olsa veya etkisiz hale getirilse dahi çipin orijinalliği tam bir güvenle tespit edilebilecek. VendingData firmasının bu yeni çipleri Dünyadaki pek çok kumarhane zinciri tarafından büyük ilgi gördü ve pek çoğu şimdiden kullanmaya başladı.

 

Daha detaylı bilgi için lütfen http://www.datatracedna.com/media.htm adresini ziyaret edin.

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 

8 Kasım 2006

Türkiye sahtecilik karalistesinde

Avrupa Birliğinin yeni yayınladığı rapora göre Türkiye Dünyada sahtecilik ve taklitçilikte başı çeken ilk beş ülke arasında yer aldı. Rapora göre sahtecilikte dünyanın bir numaralı ülkesi tahmin edilebileceği gibi Çin. Çin tek başına Dünyadaki sahte ürün ticaretinin üçte ikisinden sorumlu. Türkiyenin de aralarında bulunduğu Rusya, Şili, ve Ukrayna ise ikinci grupta yer alıyor. Bu rapordan anlaşıldığı kadarı ile Avrupa Birliği sahtecilikle mücadelede daha etkili yollar izlemeye kararlı. Türkiye gibi ülkelere bu konuda yapılan baskılar hızla artacaktır. Artık hiç bir global marka sahibi firma ürünlerinin Türkiye gibi ülkelerde serbestçe taklit edilmesine seyirci kalmayacaktır. Güncel hukuk sistemimizdeki sahtecilik ve taklitçilikle mücadele ve telif haklarını ilgilendiren maddeler daha sertleştirilecek hatta belki bu durum Avrupa Birliği müzakerelerinin en ciddi ön koşullarından birisi haline gelecektir. Fikrimce Türkiyenin sahtecilikle mücadele için Avrupa Birliğini beklemeyip kendisinin daha ciddi ve kararlı adımlar atması gerekmektedir. Bugün sadece semt pazarlarında bile en ünlü markalar serbestçe taklit edilip ssatılabilmektedir. CD ve bilgisayar programları, içki, sigara, kitap ve daha pek çok ürün yaygın biçimde kaçak olarak satılmaktadır.

 

Türkiyenin sahtecilikle mücadelede daha sert adımlar atıp Dünyaya bu problemle mücadele etmede kararlı olduğunu göstermesi lazımdır. Aksi takdirde pek çok yeni yatırım veya ürün sırf bu nedenle ülkemize gelmeyebilir. Özellikle teknoloji üreten markalar fikir haklarının yeterince sahiplenilmediği ülkelerde üretim yapmak istememektedirler. Sahtecilikte en kötü durumda olan Çin bile sırf bu nedenden dolayı sahteciliği önlemek için en çok çalışma yapan ve en ciddi önlemler alan ülke konumundadır. Son yıllarda hızla artna önlemler ve baskılar sayesinde bugün Şangay'da sahte takı, saat veya diğer pek çok taklit ürünü sokaklarda kolayca bulmak artık neredeyse imkansızdır. Benzer güveni Türkiyeninde sağlaması geleceği için şarttır.

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 

18 Ekim 2006

Sahte mi yoksa kaçak mı?

Sahtecilikle kaçakçılık bazen birbirine karıştırılıyor. Sahte bir ürün hem sahte hem kaçak olabildiği gibi piyasada pek çok ürünün orijinal ama kaçak olanınıda bulmak mümkün. Bütün bunlar biraz kafa karıştırıcı değil mi?

 

Sahte ürün orijinalin birebir aynısıdır. Çoğu kişiye genelde Çin üzerinden  gelen "quality replica watches" başlıklı e-mailler sahte ürün ticareti yapanların kullandıkları yollardan sadece birisi. Bu e-mail ile gösterilen sitelere gireniniz varsa burada satılan saatlerin görünüş olarak gerçekten orijinallerinden ayırt edilmesinin son derece zor olduğunu görecektir. İşte sahtecilikde bir ürün bütün detayları ile kopyalanmaya çalışılır. Kaçak ürün ise ülkeye yasadışı yollardan sokulan ürünlerdir. Bu ürünler sahte olabildikleri gibi aynı zamanda orijinal ürün de olabilir. Peki hangisi daha kötü?

 

Aslında ikiside birbirinden beter denilebilir. Sahte üründe zararın aslı marka sahibine verilmektedir. Sahte ürün satışı orijinal marka sahibi üreticinin satışlarının düşmesine ve müşteri memnuniyetinin azalmasına neden olur. Sahte ürünler normal satış kanalları üzerinden müşterilere ulaştırılabildikleri için bazen bu işte devletin kaybı daha sınırlı olabilmektedir. Örneğin kerdi kartınızla bir bilgisayarcıdan bilmeden sahte bir yazıcı kartuşu alıp kullanabilirsiniz. Bu durumda devletin kaybı sınırlıdır ancak marka sahibinin zararı çok büyüktür. Gümrüklerden kaçak geçirilen ürünler ise hem devlete hem de üreticlere büyük zarar vermektedir. Burada önemli nokta bazen yurtdışında satılan orijinal ürünlerin kaçak yollarla ülkeye getirilmesi ve normal satış kanalları yoluyla son kullanıcılara ulaştırılmasıdır. Buna " grey market" denmektedir. Pek çok üretici bir ülkede satılan ürünlerinin diğer ülkelerde satılanlardan ayırt edilebilmesi için değişik yöntemlere başvurmaktadır. Örneğin farklı seri ve barkod numaraları kullanmak, değişik paketleme yöntemleri, farklı renkler ve bandrol kullanımı gibi.

 

Devlet de kaçakçılık konusunda boş durmuyor aslında. Yakın zamanda gümrüklerde kamera kayıt uygulamasına ve daha sıkı personel kontrolüne geçilecek. Gümrüklere yolu düşenler bilecektir gümrüklerin şu anki hali gerçekten kötü. Elini kolunu sallayarak gümrüklü alana girmek malesef hala mümkün. İleride daha yeni teknoloji ve sistemler kullanılarak her çeşit kaçakçılığın daha sınırlı seviyelere indirilmesi ümit edilmektedir.

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 

18 Eylül 2006

Sahte Piyango Bileti ve Hologram Uygulaması

Milli piyango idaresi fotokopili milli piyango bileti sahteciliğinin önüne geçebilmek için bilet üzerinde hologram uygulaması başlattı. Peki hologram uygulaması gerçekten işe yarayacakmı?

 

Dolandırıcılar gerçek milli piyango biletlerini renkli fotokopi ile çoğaltıp özellikle yoğun ve kalabalık semtlerde müşterilere gerçek bilet gibi satıyorlar. Aslında renkli fotokopi ile çoğaltılan bu biletlerin sahte olduğunu anlamak genelde dikkatlice inceleyince mümkün olabiliyor. Genelde kullanılan kağıt gerçek piyango biletinden farklı. Renkler biraz daha solgun ve baskı detayları biraz daha az keskin. Tabi herkesin bir bileti oturup bu kadar incelemesi beklenemez. Dolayısı ile milli piyango idaresi bilet üzerinde hologram uygulamasına geçti. Ancak hologramlar malesef son derece etkili bir şekilde taklit edilebiliyor. Hologram uygulaması sahtecilerin işini biraz daha zorlaştıracaktır ancak kararlı dolandırıcılar bu işin de üstesinden gelebilirler.

 

Aslında biletler üzerinde sahteciliğe karşı çok daha gelişmiş teknolojiler uygulanabilir fakat problem bu teknolojilerin tüketiciler tarafından nasıl ve nerede kontrol edilebileceği. DataTraceDNA® gibi son derece gelişmiş teknolojiler sofistike okuyucu cihazlar gerektiriyor. Bu da binlerce sabit ve gezici satış noktası bulunan piyango biletileri için pek uygulanabilir gözükmüyor. Tüketicileride bilet kontrolü çemberi içerisine alabilmek için semi-covert güvenlik teknolojilerinden yararlanılabilir. Örneğin DataLabelDNA® böyle bir sistem. Bu sistemde basit bir büyüteçle görülebilecek ve lazer ile özel bir film üzerine kazınan bilgiler bir etiket gibi biletin üzerine yapıştırılır. Bu sistemin avantajı taklidinin daha zor olması,  müşteri kontrolüne de izin vermesi ve sofistike bir kontrol cihazına ihtiyaç duyulmamasıdır.

 

Tam bir güvenlik DataLabelDNA® gibi semi-covert ve hologram, barkod uygulaması gibi overt uygulamaların kombine bir şekilde piyanog biletleri üzerinde kullanılması ile sağlanabilir. Yeni başlayan internet üzerinden bilet satın almada sahteciliğe karşı etkili bir çözüm ancak malesef biletlerin çok azı bu şekilde satın alınıyor. Fiziksel bilet güvenliği hala son derece önemli. Özellikle de yılbaşı yaklaşırken sahteciliğe karşı daha ciddi ve etkili çözümler uygulanmalı.

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 

13 Eylül 2006

Sahte toner ve mürekkepler

Ofislerin vazgeçilmez birer demirbaşı haline gelen İnk-jet ve lazer yazıcıları toner ve mürrekep kartuşları oldukça yoğun biçimde taklit ediliyor. En son BT haber gazetesinde yer alan bir habere göre Xerox geçen yıl sadece mürekkep ve toner kaçakçılığı ve sahteciliğinden 150 milyon dolar kayba uğramış.

 

Bu durum diğer markalar için de aşağı yukarı aynı. Hp, Oki ve Canon gibi markalarda benzer problemlerle uğraşıyor.

Üreticiler genelde yazıcıları maliyetine veya daha aşağı fiyatlara satıyor ve sarf malzemelerinden olan gelir ile kar ediyor. Tabi sahtecilik burada devreye girince bu durum üreticilarin canını oldukça fazla yakıyor. Aslında problemin üç ayrı kısmı var; birincisi kartuşların tekrar doldurulması, yurtdışından orijinal kartuşların kaçak şekilde ülkeye vergisiz olarak sokulması ve sahtecilik (bire bir sahtecilik veya muadil adı altında, taklitçilik).

 

Bu problemlerin önüne geçebilmek için üreticiler pek çok değişik yol deniyor. Orijinal ambalajları daha güvenli ve ayırt edilebilir şekilde yapmak bunlardan biri. Bazı üreticiler kartuş ve toner ambalajlarına hologram stiker uyguluyor. Ancak malesef hologramlar kolayca taklit edilebildikleri için bu da tam güvenli değil. Orijinal ambalajlara uygulanabilecek başka önlemlerde var (bakınız).

 

Artık günümüzde yüz binlerce adet tüketilen kartuş ve tonerlerde hem kaçak hem de taklit ürünlerin önüne geçmek için şu anda Maliyenin tütün ve alkollü içkiler için üzerinde çalıştığı bandrol sisteminin bir benzeri hayata geçirilebilir. Bu sistemde her ürün kutusunun üzerine içersinde taklit edilemez güvenlik unsurları taşıyan özel imal edilmiş bandroller yapıştırılır ve kutu açıldığı zaman yırtılan bu bandrollerin tekrar kullanılması mümkün olmaz. Bandroller sahteciliği engellemek için hem görünen hem de görünmeyen (covert) güvenlik önlemleri taşır ve bu sistemle orijinal diyerek aslında kaçak ve sahte ürün satmaya çalışan bayi ve dağıtımcılarda tespit edilir. Bandroler fiziksel kanıt olacakları için kanuni işlemlerde de marka sahibi firmaların işini kolaylaştıracaktır.

 

Böyle bir bandrol sisteminin kurulması aslında oldukça kolaydır. Önemli olan üretici firmalrın bir araya gelerek bu kararlılığı göstermeleridir.

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 


 

 

 

Ana Sayfaya Dön