Sponsor Linkler -   www.datatracedna.com.tr     www.datadotdna.com.tr   www.mettekstil.com

Operasyon İzleme ve Kontrol Yazıları

 

 

Ana Sayfa

 

 

 

Diğer Yazılar:

 

[ Ambalaj Teknolojileri ]  --   [ Sahtecilik ]    --   [ Ürün Kodlama ]

             


 

20 Şubat 2007

Dünyada RFID Uygulamaları ve Türkiye Piyasası

Radyo Frekanslı ürün tanımlama (RFID) uygulamaları dünyada hızlanarak artıyor. Ancak gerçekten ürün bazında uygulamalar yaygınlaşıyor mu?

 

RFID uygulamaları konusunda önemli otoritelerden sayılan IDTechEx (www.idtechex.com) sitesinin 2006 RFID raporuna göre 2006 yılında RFID uygulamalarının toplam değeri 1,5 milyar dolar civarında gerçekleşti.  Bu rakam sadece RFID etiketlerinin değeri, tamamlayıcı ERP uygulamaları ve okuyucu cihazlar bu rakama dahil değil. 1,5 milyar dolar büyük bir rakam gibi gözüksede aslında RFID sektöründen beklenenin altında kalmış bir rakam. Bir diğer dikkat çeken nokta ise RFID uygulamalarındaki esas artışın ürün bazında etiketlemede değil, RFID çipli kartlarda gerçekleşmesi. 2006 yılındaki toplam RFID satışlarının %35'ini RFID çipli kartlar oluşturdu. Peki neden ürün bazında etiketleme istendiği gibi bir atılım gerçekleştiremedi?

 

RFID uygulaması kesinlikle son derece mantıklı ve etkili bir ugulama ancak bir fikrin iyi veya mantıklı olması demek pratikte hemen uygulanabileceği anlamına gelmiyor. RFID ile ilgili iki önemli problem hala tam anlamı ile çözülebilmiş değil: maliyet ve okunabilme güvenirliği. RFID etiketleri hala birim olarak pahalı kalıyor bu da özellikle birim paket uygulamlarında RFID'nin kullanımı düşürüyor. Şu anda RFID etiketlerinin kullanımı yüksek satış fiyatlı ürünlerle (örneğin belli ilaç tipleri gibi) sınırlı. Diğer bir deyişle marketden alacağınız her üründe RFID etiketi görebilmek için daha beklemeniz lazım. RFID okunabilme güvenliği ise diğer bir sorun. RFID etiketlerinin uygun maliyetli olabilmesi için pasif tip (pil içermeyen) olması gerekli ancak bu sefer de pasif RFID etketlerinde görülen düşük tespit güvenirliği ön plana çıkıyor. Pasif RFID ler ile çalışabilmek için okuyucu ile RFID etiketi arasında fazla bir mesafe olmaması ve okuyucu cihazın manyetik  alan gücünü etkileyecek ambalaj ve diğer çevresel etkenlerin olmaması gerekiyor. Bu da pratikte pasif RFID etiketlerinin okunma düzeylerini ve güvenirliğini düşürüyor.

 

Yukarıdaki iki ana faktör 2006 yılında ürün bazında RFID  etiketlerinin kullanımının sınırlı olmasına ve RFID çipli kartların kullanımının artmasına neden oldu. 2007 yılında da RFID kart üretimi ve kullanımının artışını sürdüreceği tahmin ediliyor. Ülkemizde de benzer uygulamalar var. Örneğin; İETT 'nin şu anda üzerinde çalıştığı RFID çipli kart ile ulaşım ücretlerini ödeme sistemi.

 

Bireysel ürün bazında RFID kullanımının yaygınlaşması ise RFID etiketlerinin maliyetlerinin düşmesi ve aynı paralel de okunabilme güvenirliklerinin arttırılabilmesine bağlı.

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 

26 Aralık 2006

Kartla ama kartsız alışveriş

Günümüzde hemen herkesin cebinde en az bir kredi kartı var. Kartlı alışveriş hayatımızın ayrılmaz bir parçası ama yeni teknolojiler kart ile alışverişin de pabucunu dama atacak gibi görünüyor.

 

Türkiyede özellikle bankacılık ve GSM  sektörleri yeni teknoloji ve sistemlere çok açık ve pek çok yeni uygulamayı çok kısa bir süre içerisinde kullanıcılara sunuyorlar. En son başlayanlardan biriside kartı okutmadan gerçekleştirilebilen alışveriş ve cep telefonu ile ödeme: Yeni kartlarda yer alan RFID çipleri sayesinde kart bilgileri kişi ödeme terminaline yeterinde yakın olduğu anda okunuyor, saniyeler içinde kontrol ediliyor ve onaylanıyor. Kişileri şifre girme zahmetine sokmamak için şimdilik bu uygulamalar oldukça küçük meblağlarla (ve belli başlı satıcı firmalarla) sınırlı.

Yurtdışında bazı marketlerde hiç kartsız sadece parkmakizi okuyucularla da ödeme yapabilmek mümkün. Bu durumda kişinin kendisi kartın yerine, parmak izide sifre yerine geçiyor ve tam bir kartsız alışveriş gerçekleşmiş oluyor. Her ayın sonunda ilgili kişiye toplam alışvarişleri bildiriliyor ve bankadan ödeniyor.

 

Cep telefonu ile alışveriş ise en çok Japonya da yaygın. Japonyada pek çok yer ve alanda cep telfonunuzu alışveriş amaçlı kullanabilirsiniz. Fakat bu durumda yine ikinci bir kontrol mekanizması; bir şifre, veya  kişisel biometrik bilgi doğrulaması (parmak izi kontrolü gibi) gerekebiliyor. Aksi takdirde telefonunuzu çaldırdığınızda bir nevi kredi kartınızıda çaldırmış oluyorsunuz ki bu da hiç iyi olmayacaktır :)

 

Her iki grup teknolojide bence gelecekte hızla yaygınlaşacak. Benim favorim ise kişisel biyometrik doğrulamaya dayanan ödeme sistemleri. Kimse sizin sahtenizi yapamayacağınızı göre bu en güvenli ödeme sistemi olacaktır.

 

Herkese mutlu yıllar, iyi bayramlar dilerim. Seneye görüşmek üzere hoşçakalın.

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 

11 Eylül 2006

Taşıt Tanıma Sistemi

Bugün gazetelerde çıkan bir  habere göre Maliye Bakanlığı araçlarda taşıt tanıma sistemini kullanarak akaryakıt satışını ve faturalandırmsını denetim altına almaya karar vermiş. Türkiyede trafikteki milyonlarca araca çip takılarak benzincilerde bu çiplerin otomatik olarak okunması ile hangi aracın hangi istasyondan ne kadar benzin aldığının tespiti sağlanacakmış. Haber Detayı

 

Böyle bir taşıt tanıma sisteminde büyük bir ihtimalle RFID dediğimiz radyo frekanslı özel çipler kullanılacaktır. Bu tür çiplerin herkesin bildiği en yaygın örneği OGS sistemidir. Akaryakıt pompalarına monte edilebilecek veye portatif okuyucularla bu çiplere kaydedilmiş araç bilgileri tespit edilebilecektir. Ancak bu o kadar kolay değil; bilindiği gibi RFID çiplerinin iki çeşidi vardır; aktif ve pasif RFID. Aktif RFID ler kendi bünyelerinde bir pil taşır (OGS gibi) ve daha uzun mesafelerden daha verimli okunabilir. Pasif RFID ler ise pilsizdir. Dolayısı ile okuyucunun yaklaştırılmasına ihtiyaç duyar ve devamında onun yaydığı elektromanyetik alanın enerjisini kullanıp aktif hale gelerek içinde kayıtlı bilgiyi okuyucu cihaza transmit eder. Söz konusu projede aktif mi yoksa pasif RFID mi kullanılacağını henüz bilmiyoruz. Ancak her ikisininde kendine göre dezavantajları ver. Aktif RFID kullanılacaksa pil bittimi derdi var, yok eğer pasif kullanılacaksa bu seferde çip okundu mu okunmadımı derdi var. Pompa önünde ileri geri yapan arabalar görürseniz hiç şaşırmayın.

 

Bu olayın birinci kısmı. Esas problem ise şu: RFID çipler metal arkasından okunamıyor. Diğer bir deyişle kullanılacak RFID çiplerinin aracın dışında bir yerde olması lazım. Bu seferde çipin hava ve yol şartlarına dayanması gerekecek. Çip düştü düşmedi derdi olabilir. Geçenlerde aracımın ön camına yapışık OGS nin sarsıntıdan uçarak kafama geldiğini göz önünde bulundurarak bu düşme olayının eninde sonunda gerçekleşmesi kuvvetle muhtameldir.

 

Peki ne yapılabilir? Birincisi  benzin kapağının altına RFID takmak olabilir. Benzin alırken her koşulda depo kapağı açılacağına göre o anda pompadaki okuyucu RFID bilgisini okuyabilir. Diğer bir çözüm OGS gibi aracın ön camına ek bir çip takmak veya okuyucuyu programlayarak varsa OGS içerisinde kayıtlı bilgiyi okumasını sağlamak. Bu durumda zaten OGS sahibi araçların ekstradan ücret ödeyerek yeni çip alması gerekmez (yalnız bu Maliyenin işine gelmeyebilir).

 

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön

 

 

6 Eylül 2006

Semt pazarlarında kayıtdışı nasıl önlenir?

Türkiyede kayıtdışı ekonomi kayıtlı ekonomiden daha büyükdür. Bazılarına göre kayıtdışı ticaretin büyüklüğü Türkiye'nin yıllık GSMH (Gayrisafi milli hasıla) nın iki hatta üç katı olarak tahmin edilmektedir. Açıkçası bence bu rakkam daha fazla bile olabilir. Şöyle etrafınıza bir bakın nüfusunun büyük çoğunluğu askeri maaşla geçinenen ve evde soğan kırıp yiyoruz diyen bir ülkeye uyan bir yaşantımız varmı gerçekten? Son model arabalar, her gün bir yenisi yükselen 350-400 bin dolarlık lüks apartmanlar, 120 milyar dolarlık yıllık ithalat, adım başı yenisi açılan lüks alışveriş merkezleri. Bunlara benzer daha bir sürü şey.

 

Türkiye tam anlamıyla bir kayıtdışı cenneti. Türkiyedeki pek çok kayıtdışı alandan birisi semt pazarları. Buralardaki alışverişin nerdeyse %100'ü kayıtdışı. Peki ne yapılabilir.?

Bir çözüm önerisi:

 

Bilindiği gibi semt pazarlarının yerini belediyeler belirliyor. Her belediye semt pazarının kurulacağı yerin giriş ve çıkışına birer turnike kapı koyacak. Pazara girecek müşterilere kapıda birer akıllı (smart) kart verilecek. Bu karta hemen orada karta istendiği kadar para yatırılıyor. Diyelimki müşteri 100 YTL mi harcamayı planlıyordu. 100 YTL 'yi veriyor kapıdaki görevliye o da ona içine 100 YTL yüklenmiş kartı veriyor. Müşteri her tezgahta kendisine verilen bu kartı kullanarak alışverişini tamamlıyor. Pazardaki bütün tezgahlarda bu kartların okunması için belediye tarafından günlük kiralanan mobil kart okuyucular bulunacak. Örneğin 2,5 YTL'lik alışveriş yapıldığı zaman kartdan bu miktar çekiliyor. Diyelimki müşteri gün sonunda 85 YTL yi bu şekilde tüketiyor. Çıkışta kartını iade ediyor ve 15 YTL sini geri alıyor. Bir pazarcıda diyelim o gün 2200 YTL'lik toplam satış yapmış. Mobil kart okuyucusunu alıyor, pazar girişindeki belediye görevlisine teslim ediyor. Kart okuyucusundan  bilgiler direk PC üzerindeki database'e alınıyor. Hemen orada kazandığı para (2200 YTL) ve mobil terminal için alınan depozito  kendisine ödeniyor, günlük kira bedeli ise toplam hasılatdan kesiliyor. Belediyeler bu sistemin kuruluş ve işletme masraflarını pazarcılara kiraladıkları mobil terminaller ile karşılayabilirler. Mobil terminalleri verirken her pazarcının T.C Kimlik numarasını alınıp, database de günlük hasılatlar o numarayla beraber Maliyenin ana sistemine transfer ediliyor. Artık T.C Kimlik no'lar vergi kimlik yerine geçtiği için Maliye  hangi pazarcı ne hasılat yapmış görebilir. Bu veya buna benzer bir sistemle semt pazarlarındaki kayıtdışılığın büyük bir kısmı önlenebilir.

 

Pazarcılar kızmasın ama semt pazarları bir şekilde kontrol altına alınamazsa bu pazarların uzun süre yaşaması mümkün gözükmüyor. Tamamen bu işi kaybetmektense herkes bu kayıt şemsiyesinin altına girer, semt pazarları kurtulur diyorum.

 

Tabi bu veya buna benzer projeler %100 herşeyi halleder iddasında değilim ama en azından benzer uygulamalarla pazarlardaki alışveriş bir miktar kayıt altına alınabilir.

 

Proje aklınıza yatmadı mı?

Yorum yazmak için tıklayın.

 

___________________________________

Yorumlar:

 

"Yorum eklenmemiş"

 

> Başa Dön


 

 

 

Ana Sayfaya Dön